Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Bir Tutam Hayat

Hayat; hafife alsak da dert, ciddiye alsak da! Dengeyi tutturana helal olsun!

Yazılar

Bir Seyyahın Karadeniz Notları (Pazartesi günü)

19 Mayıs Pazartesi
Sabah gündüz gözüyle Artvin sokaklarına çıktığımda "yok böyle bi şehir!" dedim. Çünkü küçücük bi yer, dağların arasında ve o kadar engebeli ki... Hatta şöyle bi tabela bile vardı; "Şehrimize trafik canavarı giremez!" :) Maalesef minibüsle hareket halinde olduğumuzdan bunu fotoğraflayamadım. İstikamet Erzurum'u gösteriyordu artık. Çoruh Nehri üzerinde baraj çalışmaları olduğundan belli saatlerde belli yerlerde yol kapalı oluyormuş. Neyseki sadece 15 dakika kadar bekledik bir yerde. Bu arada durduğumuz yerde Çoruh'un karşı tarafına taş fırlatma yarışına girdik ve övünmek gibi olmasın ama benden uzağa fırlatabilen olmadı :) E bu arada bi atasözü de gerçekleşmiş oldu; "Taş attım da kolum ağrıdı!" :) Aniden, ısınmadan böyle taş atmak bile sakıncalı, sağ kolumda hala bi ağrı var!

Artvin 1Tortum Şelalesi

Geçtik orayı geldik Tortum Şelalesi'ne... Yine iki minibüs için Toplam 10 YTL verdik. Orda karnımız açtı ve bazı teyzelerin yiyecek kermesi vardı -bi ilköğretim içindi galiba- biz de o güzel çörekler ve böreklerle hem karnımızı doyurduk hem de bir faydamız olsun dedik. Tortum'dan uzunca bir yol katedip geçtik Erzurum'a.

Çifte Minare Erzurum'da Yakutiye Medresesi ve Çifte Minare gezilip görülmesi gereken yerler. Ardından aç karınlarımızı azbiraz doyurmak için bi cağ kebap lokantasına geçtik. Azbiraz dedim çünkü adamlar 15 cm uzunluğundaki 1 şiş eti 4 YTL'den sunuyorlar. Tadımlık cağ kebabının ardından ünlü Oltu tesbihlerinden almak için tesbihçiler çarşısına geçtik. Dükkan sahibinin ilk olarak 30 YTL dediği tesbihte son fiyat 20 YTL vererek abime hediye olarak aldım. Az biraz gümüş kakmalı. İşlemeli tesbih fiyatları 20 YTL'den başlıyor ve işleme türüne (gümüş, altın, firuze vs.) ve işin inceliğine göre birkaç yüzlü hatta 3 sıfırlı rakamlara ulaşabiliyor! Oradan Erzurum'da Özel Aziziye Koleji'ne uğradık. Müthiş bir yer! İnsan "Ah ulen, biz böyle okullarda okuyamadık, çocuklarımızın da okuması zor!" dedik! Ama hakikaten insan bu okulda ya öğrenci olmak ya da öğretmen olmak ister yahu! Oradan Abdurrahman Gazi türbesini ziyaret ettik ve orada daha önce aldığımız kadayıf dolmalarını afiyetle mideye indirdikten sonra Van'a doğru yola koyulduk. Gece 12.30 gibi Erciş'e ulaştık yorgun argın.
Müthiş yerler gördük, fırsatım olsa bir daha giderim. O kadar yani...

Gezinin özetiyse aşağıdaki resimde aslında :)

ezi

Yeni Adresime Gitmek İçin Tıklayın

Bir Seyyahın Karadeniz Notları (Pazar günü)

18 Mayıs Pazar
Sabah şafak sökerken --saat 5.30-- koyulduk yola.

Trabzon - Uzungöl

Yaklaşık olarak 8.30'da vardığımız Uzungöl'de yaptığımız kahvaltının ardından Mevlamın yarattığı tadına doyulmaz güzelliklerin bolcana fotoğrafını çektik. Ardından Rize'ye doğru yola çıktık ve oradaki müthiş manzara karşısında ağzımız açık olarak Ayder Yaylası'nı da bol bol fotoğrafladık. Haa bu arada Ayder yolunda da minibüsle girişte para verdik, sanırım iki minibüs için 10 YTL! Neyse devam edelim seyahate...

Ayder YaylasıAyder Yaylası 2

Ayder Sofrası diye bir lokantada tereyağda kızarmış alabalık yiyelim dedik ve balıklar siparişten tam bir saat sonra gelebildi! Bu arada Kürşat hoca balığını buğulama istemişti ama garson yanlış anlamış ve O'na muhlama getirdi. E karadenizde olduğumuz anlaşılsın değil mi yani! Çıktık dışarı ve kaplıcaya girelim dedik, giderken yolda bi teyze oğluna seslendi; "Temel kenara çekil, araba celeyu!" :) Neyse, girdik kaplıcaya, verdik kişi başı 6 YTL. Ha bir de şort falan için 1 YTL veerdik. :) Mustafa hocanın üstüme serptiği bir tas buz gibi suya aynen cevap verdikten sonra düştük yola ve Rize'de Şahika Eğitim kurumlarına akşam yemeğinde misafir olduk. Yemek müthişti. Oradan Rize'de Botanik Çay Bahçesinde tavşan kanı çayları içtikten sonra bazı arkadaşlar sadece orada satılan özel Çaykur çaylarından aldılar. Geceyi geçirmek için Artvin'deki öğretmen arkadaşların yanına gittik. Hepsinden Allah razı ola. Yolda görüş mesafesi sis yüzünden 50 metre civarındaydı.

Artvin

Yeni Adresime Gitmek İçin Tıklayın

Bir Seyyahın Karadeniz Notları

Her ne kadar bütün şehirleri tam anlamıyla dolaş-a-masak da Bayburt, Gümüşhane, Trabzon, Rize, Artvin ve Erzurum tarafına gideceklere...

16 Mayıs Cuma
Akşam saat 7 civarında Van-Erciş'ten yola çıktık. --Durun yaw tamam, kaptanın seyir defteri gibi saat saat ne yaptığımızı anlatmayacağım :) -- Ağrı-Patnos'tan da iki kişiyi alarak kafileyi 27 kişi yaptık

BayburtSümela
Geceyarısı Bayburt'ta bir özel öğrenci yurdunda konakladıktan sonra cumartesi sabah Gümüşhane'de bulunan Karaca Mağarası'nı ziyaret ettik. Teeee dağların tepesinde bir mağara bu! Ancak bir problem vardı ki o da öğretmen olmamıza rağmen giriş için bizden kişi başı 5 YTL aldılar. Kınıyorum bu durumu! Mağara iki oda bir salon gibi ufacık bişeydi nerdeyse ve 3-5 dakika içinde küçücük mağarayı gezmiş olduk. İçeride fotoğraf çekmek yasak gitmek isteyenlere duyrulur. Buna rağmen Aslan hoca bir iki kare fotoğraf çekti ama biraz titretmiş makineyi.

 
Neyse ordan çıktık yola... Geldik Gümüşhane'ye... Gümüşhane'de bi 5 dakika kadar ancak kaldık. Yola devam...
Trabzon'a doğru yola koyulduk. Maçka'da mangal malzemesi alıp yaklaşık 16 km ötede Sümela'ya geçtik. Sümela'da da giriş ücretli. Örneğin minibüsler için yanlış hatırlamıyorsam toplam 30 YTL falan verdik ama neyseki öğretmenlere manastır girişi ücretsiz olduğundan toplamda 30 lirayla yırttık burada! Sümela'dan edindiğim izlenim; dağın tepesine manastır yaparsan adam da Hristiyanlıktan vazgeçer tabi :) Oradaki mangal partisinden sonra düştük yola, geldik Trabzon'a.

Trabzon - Boztepe

Tam güneş batımında çıktık Boztepe'ye, aldık Trabzonu ayaklarımızın altına, aldık semaverimizi, yudumladık 35 YTL verdiğimiz semaver çayını! Hakikaten heralde içtiğim en pahalı çaydı bu! Ama önemli değil canım, çünkü o manzaraya değerdi.
Ardından hemen yandaki Ahi Evren Dede Camii'nde akşam namazı kıldık. Geceyi geçirmek için Vakfıkebir'deki bir yurda gittik.

Yeni Adresime Gitmek İçin Tıklayın

Karadeniz'e seyahat

Fırsat bu fırsat dedik 19 Mayıs tatili sayesinde 4 günlük kısa bir karadeniz gezisine gidelim dedik. Bayburt, Gümüşhane, Rize ve Trabzon duraklarımız. Bilhassa Rize ve Trabzon. Bugün epeyce bi yazdım, heralde 4-5 gün yazamam diye! Sevdiklerimi ve sevenlerimi Allaha emanet ediyorum. Hoşça kalın. E hoşça kalın demişken bir söz aklıma geldi:

Hoşça bak zatına, kim zübde-i alemsin sen!

Şeyh Galib'e aitmiş. Bu söz üzerine, ölmezsek dönüşte değiniriz.

Yeni Adresime Gitmek İçin Tıklayın

Blog dediğin n'ola ki?

Kes-Kopyala-Yapıştırama! faciasını yaşadığım konu buydu aslında... Bir saat harcamıştım yazıya. Duygulardan ve derin(!) düşüncelerden arındırılmış bir yazı olacak bu seferki ama neyse...

Blog kelimesinin Türkçe kelime karşılığı "günce, günlük" ama benim bu konudaki yazıyı yazmamın sebebi herkesin sözlükte rahatça bulacağı kelime anlamını vermek değildi elbette. Şöyleydi biraz biraz;

İnsanlar yüzlerce tv kanalı izleme imkanına sahip olmalarına rağmen bir tanesini seçer ve belli bir süre o kanala takılırlar. Ancak bazen "Acaba falan kanalda ne var ki?" diyerek başka kanala doğru seyr-ü sefere çıkarlar. Derken bir başkasına, bir başkasına... Buradaki olay aslında "Benim izlemediğim, görmediğim yerde neler olup bitiyor?" sorusundaki meraktır. Aynı andaki birkaç programdan belki de sadece anlık bilgiler edinmek istiyoruz da biz farkında değiliz belki. Mesela sadece A kanalındaki maçın sonucunu, B kanalındaki dizide kahramanın ölüp ölmediği, C kanalındaki programa filanca şahsın katılıp katılmadığı, vs. vs. vs.

Peki siz hiç dünyadaki milyarlarca insanın herbirinin (tamam abarttım, birkaç kişinin diyelim) ne zaman ne yaptığını, ne düşündüğü, nasıl eğlendiğini veya nasıl bir psikolojik deprem yaşadığını vs. vs. merak ettiniz mi? "Benim yüzyüze tanıdığım Ali şöyle bir karakterde insandır. Benim hayatıma şöyle bir etkisi vardır. Ama filan yerdeki hiç tanımadığım Ali ismindeki başka birini daha tanısaydım, O benim hayatıma nasıl bir etki ederdi?" İşte tam bu noktada devreye Tim Berners Lee tarafından geliştirilen internetin devreye girme vaktidir.

Bloglar aslında kişinin kendi hayat ağına takılanları, günlük olaylara karşı kendi bakış açısını bi dünya dolusu(!) insanla paylaştığı yerlerdir. A kanalının değil, bir A şahsının hayatının özetidir bir başka deyişle... O şahsın hayata bakış açısının yansımasıdır.

Bu da benim güncem... Biraz karmaşık cümlelerle dolu, biraz teknolojik, biraz duygusal, biraz ciddi, biraz mizahi, biraz islami, ...

Buyrun benim bakış açımla dünyanın özetine... ("çok da lazım sanki senin bakış açın bize!" diyenler muhakkak olacak tabi)

Yeni Adresime Gitmek İçin Tıklayın

Fedakar devlet başkanı böyle olur!

bush Az önce okuduğum habere "Hadi yahu, bir Amerikan başkan ancak bu kadar fedakar olabilir!" dedim. E heralde yani, adam tutup da hatim indirip yollayacak değil ya katlettikleri müslümanların ardından! Kendi askerleri için böyle bir fedakarlık (!) yapabilir heralde. Amerikan askerleri de şimdi ne gaza gelirler; "Hey Coni bizim başkan bizim ölenlerin üzüntüsünden artık golf oynamayacakmış, helal olsun beah!" diyerekten. İşte haberden bir parça:

Bush, Politico dergisi ve internet portalı Yahoo'ya verdiği demeçte, 2003'te başlayan Irak savaşında ölen Amerikalı askerlere ve ailelerine saygısından dolayı artık golf oynamadığını belirterek, "Savaş zamanında golf oynamak yalnızca yanlış mesaj verir" dedi.

Kaynak: Zaman

Yeni Adresime Gitmek İçin Tıklayın

Kes-Kopyala-Yapıştırmadan başkasını kopyala öncekiler uçsun!!!!!

...ve böylece benim gibi kafayı masaya vurun! Az önce bloga eklemek için bir saattir yazdığım yazıyı bloga eklemeden kes dedim. Sayfayı yeniledim... Tuttum bir adres linkini kopyala dedim... Dolayısıyla bir saatlik yazı uçtu gitti.

Neyse, vardır bunda da bir hayır. 

Yeni Adresime Gitmek İçin Tıklayın

Söylediklerim ve söyledikleri...

"deniz ölesiye severken seni
neden gemileri yaktı gözlerin" Nurullah Genç - Olsan da bir olmasan da

Dünya onların, ahiret bizim olsun - Hadis-i Şerif

Kelimeleri tüketsek de anlatamadık derdimizi,
Ne kadar konuşsak o kadar eskitiriz sözlerimizi! - ***

Olacak nesne olur çar-u na-çar
gerek sen gönlünü pek tut gerek dar - Şeyhi

 

Yeni Adresime Gitmek İçin Tıklayın

Kabağın da bir Sahibi var!

kulhanbeyi Vaktiyle Kalenderiye yoluna mensup bir derviş, nefisle mücâhede makamının sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonraki makam Kalenderîlik makamıdır. Yani her türlü süsten, gösterişten arınacak,varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir.. . Saç,sakal, bıyık, kaş... Ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.
—Vur usturayı berber efendi, der.
Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken,yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri.
Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmamış kısmına okkalı bir tokat atarak:
— Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.
Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz.Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur. Ses çıkaramaz. Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar. Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder: "Kabak aşağı, kabak yukarı..."
Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken,iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oraya yığılıp kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar. Berber ise şaşkın... Bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayr-i ihtiyarî sorar:
— Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
— Vallahi gücenmedim, ama!.. Hakkımı da helâl etmiştim.
Gel gör ki, kabağın bir Sâhibi var. O'nun gayretine dokunmuş olmalı!

(AÇIKLAMA: Bu olayda adı geçen Kalenderiye Tarikatı'nın üyeleri aslında biraz sapmış yolundan ama asıl hikayeden alınacak ders önemlidir)

Yeni Adresime Gitmek İçin Tıklayın

Bir suredir Maun, kör olmuş gözlerimize ve vicdanımıza seslenen

hamal çocuk 

Bir suredir Maun, günlük hayatta farketmediğimiz kör olmuş gözlerimize ve vicdanımıza seslenen.

 MAUN SURESİ

1. Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!

2. 3. İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.

4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,

5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.

6. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.

7. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.

(Suat Yıldırım mealinden)

Yeni Adresime Gitmek İçin Tıklayın