Sevdiğim bir kefede, ailem bir kefede!
Allahım sen benim aklımı koru!
Delikanlı vurulmuştur bir Güzel'e... Güzel de sevdalıdır bir o kadar delikanlıya... Türk filmleri gerçekleri yansıtıyor aslında! Maalesef! Ya kızın ailesi "hayır" der ya da erkeğinki... Hatta bazen bu iki aile bir olur da beraber hayır derler evlatlarının mutluluklarına!
Dün iki öğretmen arkadaşla yolda karşılaştık, hal hatır sormadan sonra annelerinin hala burada olup olmadıklarını sordum. (İkisi de aynı evde kalıyorlar, birisi Eskişehirli öteki Kütahyalı. Geçen hafta annelerini Erciş'e getirmişlerdi.) Dediler "hala buradalar ama gitmek istiyorlar!" Nedenini sordum, dediler "Konuştuğumuz kızları gösterdik, tanıştırdık. Farklı şehirlerden olmalarına binaen gelin olarak istemiyorlar!" Kızlar da öğretmen öğretmen olmasına rağmen birisi Konyalı birisi de Adanalı diye aileleri kabul etmiyorlarmış. "N'olacak peki?" dedim, dediler "Muhtemelen kızlardan vazgeçeceğiz!" Dedim "Ne kadardır konuşuyorsun birader sen bu yenge adayımızla?" Cevap: 2 senedir! "Ulen..." dedim, "... sen benim kardeşim olsan seni bi güzel döverdim yahu!" Nasıl olur da iki yıl boyunca gönlünü verdiğin birini böylece bırakabilirsin!!!
Benim
başımdan da benzer bir olay geçmişti ve o da aynı gerekçeyle son
bulmuştu maalesef! Ancak sebep benim ailem değildi tabiki! Allah'a
şükür anne ve babam her konuda bana güvenirler. Galiba asıl mesele de
bu olsa gerek! Yani ebeveynlerin, eşlerini seçmeleri konusunda
çocuklarına güvenememeleri! Ya da şöyle de diyebiliriz derince: Anne ve
babanın karşı çıkmasının sebebi; çocuklarına "kendi ayakları üzerinde
durma ve kendi kararlarını verme becerilerini kazandıramamış olma"
düşüncesiyle ve güvensizliğiyle çocuklarına nazar etmeleridir! Bu
konuyla ilgili bir uzman görüşü isterseniz; Mehmet Çoşkundeniz


