Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Bir Tutam Hayat

Hayat; hafife alsak da dert, ciddiye alsak da! Dengeyi tutturana helal olsun!

2 tane "bismillah" etiketli yazı bulundu "bismillah" tagli diger ogeler resimler , videolar

Rahman ve Rahim olmak ne demek?

bismillah BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM, sözlük manası olarak, “Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla (başlarım)” demektir. Kelime kelime gramatik tahlili ise şöyledir:

Baştaki “Be” harfi, bitiştirme içindir. Buna arap lugatında ‘İlsak’ derler. “Bismi”deki “Bâ” harfi, gizli bir [Başlıyorum] veya [Okuyorum] kelimesine bağlıdır. “Allah’tan yardım dileyerek başlıyorum veya okuyorum” yahut “Allah adına okuyorum” demektir. Hz. Ali, “Eğer yazmak isteseydim, Besmelenin “Bâ”sı hakkında deve yükü kitap yazardım” demiştir.

İSİM; bildiğimiz isimdir. Yükseklik anlamındaki “sümüvv”den gelir. İsim, arap dilinde herşeyin yükseğine, tepesine, yücesine denir. Ki sema, aynı köktendir. Birini arap dilinde öveceğiniz zaman “sümû” kelimesini kullanırsınız. “Sümû’ul Melik” denildiği zaman, ‘Haşmetmeap hazretleri ya da Kral hazretleri’ anlamına gelir. İşte isim, yüceliktir. Peki bu yücelik neredendir? diye soracak olursanız, ‘var’ olan şeyin ismi olur. ‘Varolmak’ başlı başına bir yüceliktir. Eğer ‘var’ olmuşsanız, var olma şerefine ermişseniz, siz, “Allah’ın mahlûkatı içerisinde olmakla varlık şerefini paylaşıyorsunuz” demektir. İşte bu şeref, insanın taşla, toprakla, ağaçla, yerle-gökle paylaştığı şeylerdir. ‘Var’ olanın ismi olur, yok olanın ismi olmaz. Onun için de isim sahibi olmak, şeref sahibi olmaktır. İşte bu nedenle varlığa şeref katan şey, isimden değil, aslında Allah’ın onu ‘var’ etmesindendir.

Hemen arkasından gelen ALLAH lafz-ı celâli ise, Allah’ın en büyük ismi, İsmi Azam’ıdır. Allah ismine İsmu’l Cami’ denir. Yani Allah’ın diğer tüm sıfatlarını ve isimlerini bünyesinde toplayan has isim... Bu isim türetilemez, çoğul yapılamaz, yani “Allahlar” denilemez. Çünkü Allah tektir ve bu isim de O’nun özel ismidir. Onun için Allah isminin yerine başka isimler ikame edilemez. Allah, kendi ismini öyle muazzam bir kurgudan meydana getirmiş ki, birinci harf olan elif”i çekip alalım, yine Allah’a delalet eder: Lillah (O’nun için)... İkinci harf olan “lâm”ı çekip alalım, yine Allah’a delalet eder: Leh, Lehû (O’na)... Üçüncü harf olan ikinci “lâm”ı çekip alalım, yine Allah’a delalet eder: Hû (O)... “He” harfinin mahreci, yani çıkış yeri ciğerlerdir. Bu, şu demektir: Nefes alan her varlık, bilerek veya bilmeyerek Allah’ı tesbih etmektedir. Eğer Allah’ı tesbih eden bu varlık, bu tesbihatı bilinç düzeyinde, akıl düzeyinde, tefekkür düzeyinde, duygu düzeyinde, kalb düzeyinde de yapıyorsa, işte bu tesbih o zaman “zikir” olur.

Besmelenin üçüncü kelimesi RAHMAN’dır. Rahman kelimesinin Türkçe tam karşılığı yoktur, en yakın “Bağışlayan” diye tercüme edebiliriz. Rahman kelimesi, isim olarak özel, eylem alanı ve etki olarak geneldir. Rahman, Allah’tan başkasına konulamayacak bir isimdir. Fiil olarak ise geneldir. Yani Rahman isminin kapsamına Allah’ın yarattığı her şey girer. “Bismillahirrahman” demekle, “Ey yıldızların Allah’ı, Ey cansızların Allah’ı, Ey göklerin Allah’ı, Ey sadece Müslümanların değil kafirlerin de Allah’ı” diye başlamış oluruz. Allah, tabiata, cansız varlıklara, hayvanlara, bitkilere, gökte ve yerde gördüğümüz her türlü varlığa, Rahman isminin bir tecellisi olarak muamele eder. Allah, yerleri yer olarak, gökleri gök olarak Rahman ismi dolayısıyla tutar. Allah’ın kafirlere, ateistlere kendisini inkar etme gücünü vermesi Rahman ismi dolayısıyladır. Allah'ın zalimlere, müstekbirlere, şerefsizlere, çıplaklara nimet vermesi, onları yaşatması ve koruması hep Rahman ismi dolayısıyladır. Allah’ın Rahman ismi mahlûkatın tümünü kuşatır. Çünkü isim sahibi her şeye tecelli eder. Az önce isim kelimesini açıklarken söylediklerimiz ile, Rahman ismini açıklarken söylediklerimiz arasında bir bağlantı kuracak olursak, Rahman ismi; “Allah’ın “ol” emrine ittiba ve itaat edip, var olan her varlığa bu itaatinden dolayı verdiği lütuf ve keremdir.”

RAHİM kelimesi de Türkçeye Esirgeyen, Acıyan olarak tercüme edilebilir. “Rahmeti devamlı” manasınadır. Bu isim, Allah’dan başkalarına da verilebilir, ancak fiil olarak özeldir. Bu fiilin tecellisi, yalnızca iman edenleredir. Yani Rahman ismi dolayısıyla bütün mahlûkata veren Allah, Rahîm ismi dolayısıyla da bütün mahlûkat içerisinden irade verilen insana, irade verilen insan içinden de sadece iman eden Müslümanlara ekstradan lütfedendir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de “Allah mü’minlere karşı çok merhametlidir” (Ahzab,43) buyurulur. İmam-ı Rabbani Hazretleri şöyle demiştir: “Dünya imtihan yeridir. Burada dost ve düşmanlar karıştırılıp, hepsine merhamet edilmiştir. Ahirette yalnız dostlara merhamet edilecektir.”

Kaynağa gider
Yeni Adresime Gitmek İçin Tıklayın

Bismillah her hayrın başıdır!

 bismillahBismillah neden her hayrın başıdır?Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcûdâtın lisan-ı haliyle vird-i zebanıdır. Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!. Şöyle ki: Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin. Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin. Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyâcatına karşı perişan olacaktır. İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevazi idi. Diğeri mağrur... Mütevazii, bir reisin ismini aldı. Mağrur, almadı... Alanı, her yerde selâmetle gezdi. Bir katı-üt tarîke rast gelse, der: "Ben, filân reisin ismiyle gezerim." Şakî defolur, ilişemez. Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez. Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelil, hem rezil oldu. İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın. Şu dünya ise, bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcâtın nihayetsizdir. Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî'si ve Hâkim-i Ezelî'sinin ismini al. Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın. Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabtedip Kadîr-i Rahîm'in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur. Devlet namına hareket eder. Hiçbir kimseden pervası kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır. Başta demiştik: Bütün mevcûdât, lisan-ı hal ile Bismillah der. Öyle mi? Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi. Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket "etmiyor. Belki o bir askerdir. Devlet namına hareket eder. Bir padişah kuvvetine istinad eder. Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk'ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek herbir ağaç, Bismillah der. Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor. Her bir bostan, Bismillah der. Matbaha-i Kudret'ten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor. Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der. Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi "bir gıdayı takdim ediyorlar. Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der. Sert olan taş ve toprağı deler geçer. Allah namına, Rahman namına der, her şey ona müsahhar olur. Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühuletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salabet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yı Mûsa (A.S.) gibi فَقُلْنَا اضْرِبْْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer aza-yı İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَا نَارُ كُونِى بَرْدًا وَ سَلاَمًا âyetini okuyorlar. Mâdem her şey mânen Bismillah der. Allah namına Allah'ın ni'etlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi Bismillah demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız... Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor? Elcevab: Evet o Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymettar ni'metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir. Biri: Zikir. Biri: Şükür. Biri: Fikir'dir. Başta "Bismillah" zikirdir. Âhirde "Elhamdülillah" şükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san'at olan nimetler Ehad-i Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derketmek fikirdir. Bir pâdşahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün'imleri medih ve muhabbet edip, Mün'im-i Hakikî'yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir. Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah nâmına başla, Allah nâmına işle. Vesselâm. * * *

Kaynak: RNK Sözler - Birinci Söz

Yeni Adresime Gitmek İçin Tıklayın